Archive for the 'Konya' Category

Şub 27 2008

Mevlana Müzesi Konya

Published by admin under Konya

   Bugün müze olarak kullanılmakta olan Mevlâna Dergâhı’nın yeri, Selçuklu Sarayı’nın Gül Bahçesi iken bahçe, Sultan Alâeddin Keykubad tarafından Mevlâna’nın babası Sultânü’l-Ulemâ Bâhaeddin Veled’e hediye edilmiştir.

Sultânü’l-Ulemâ 12 Ocak 1231 tarihinde vefat edince türbedeki bugünkü yerine defnedilmiştir. Bu defin gül bahçesine yapılan ilk defindir.

Mevlana Müzesi

Sultânü’l-Ulemâ’nin ölümünden sonra kendisini sevenler Mevlâna’ya müracaat ederek babasının mezarının üzerine bir türbe yaptırmak istediklerini söylemişlerse de Mevlâna “Gök kubbeden daha iyi türbe mi olur” diyerek bu isteği reddetmiştir. Ancak kendisi 17 Aralık 1273 yılında vefat edince Mevlâna’nın oglu Şultan Veled Mevlâna’nın mezarı üzerine türbe yaptırmak isteyenlerin isteklerini kabul etmiştir. “Kubbe-i Hadra” (Yesil Kubbe) denilen türbe dört fil ayağı (kalın sütun) üzerine 130.000 Selçukî dirhemine Mimar Tebrizli Bedrettin’e yaptırılmıştır. Bu tarihten sonra insaî faaliyetler hiç bitmemiş 19. yüzyılın sonuna kadar parçalar halinde devam etmiştir.

Mevlevî Dergâhi ve Türbe 1926 yilinda “Konya Âsâr-i Âtîka Müzesi” adi altinda müze olarak hizmete baslamistir.1954 yilinda ise müzenin teshir ve tanzimi yeniden gözden geçirilmis ve müzenin adi “Mevlâna Müzesi” olarak degistirilmistir.

Mevlana Müzesi

Müze alani bahçesi ile birlikte 6.500 m² iken, yeri istimlak edilerek Gül Bahçesi olarak düzenlenen bölümlerle birlikte 18.000 m²’ye ulasmistir.

Müzenin avlusuna “Dervîsân Kapisi” ndan girilir. Avlunun kuzey ve bati yönü boyunca dervis hücreleri yer almaktadir. Güney yönü, Matbah ve Hürrem Pasa Türbesi’nden sonra, Üçler Mezarligi’na açilan Hâmûsân (Susmuslar) kapisi ile son bulur. Avlunun dogusunda ise Sinan Pasa, Fatma Hatun ve Hasan Pasa türbeleri yaninda semahane ve mescit bölümleri ile Mevlâna ve aile fertlerinin mezarlarinin da içerisinde bulundugu ana bina yer alir.

Avluya Yavuz Sultan Selim’in 1512 yılında yaptirdigi üzeri kapali sadirvan ile “Seb-i Arûs” havuzu ve avlunun kuzey yönünde yer alan selsebil adi verilen çeşme, ayrı bir renk katmaktadir.

Mevlana Müzesi

Tilâvet Odasi

Tilâvet Arapça bir kelime olup,Kur’an-i Kerim’i güzel sesle ve usulüne uygun olarak okuma anlamina gelir.Geçmiste bu oda da Kur’an-i Kerim okunuldugu için buraya tilâvet odasi denmistir. Halen Hat Dairesi olarak kullanilmaktadir.

Hat Dairesi’nde Mahmud Celaleddin, Mustafa Rakim, Hulusi, Yesarizâde gibi devirlerinin meshur hattatlarinin levhalari yaninda, Sultan II. Mahmud’un yazdigi altin kabartma bir levha da yer almaktadir. Gümüs kapi üzerinde teshir edilmekte olan Yesarizâde Mustafa Izzet Efendi’nin hatti ile yazilmis olan Molla Cami’ye ait Farsça beyitte söyle denilmektedir.

  • Kabetü’l-ussâk bâsed in mekam
    Her ki nakis amed incâ sod temam

(Bu makam asiklarin kâbesi oldu.Buraya noksan gelen tamamlanir)

Huzûr-i Pîr (Türbe)

Türbe salonuna Sokullu Mehmet Pasa’nin oglu Hasan Pasa’nin 1599 yilinda yaptirdigi gümüs kapidan girilir. Burada bulunan iki vitrin içerisinde Mevlâna’nin meshur eserlerinden Mesnevi’nin, Divân-i Kebir’in en eski nüshalari sergilenmektedir. Türbe salonunu üç küçük kubbe örter. Üçüncü kubbeye post kubbesi de denilir ve yesil kubbeye kuzey yönünden bitisiktir.

Türbe salonu doguda, güneyde ve kuzeyde yüksekçe bir set ile çevrilir. Kuzeyde iki parça halinde yer alan yüksek setlerde 6 Horasan erinin sandukalari yer almaktadir. Horasan erlerinin hemen ayak ucunda ise Ilhanli Hükümdari Ebû Said Bahadir Han için yapilmis nisan tasi sergilenmektedir.

Yine burada yer alan iki levha, Mevlâna’nin felsefesini ve düsünce sistemini açiklamasi açisindan mühimdir. 1. levha Türkçedir ve söyledir;

  • “Ya oldugun gibi görün
    Ya göründügün gibi ol”
    Hz. Mevlâna

Ikinci levha ise Mevlana’nin Farsça bir rubaisidir. Rubainin Türkçe çevirisi söyledir;

  • “Gel, Gel, ne olursan ol, gel!
    Ister kâfir, ister mecûsî, ister puta tapan ol, gel!
    Bizim dergâhimiz ümitsizlik dergâhi degildir.
    Yüz kerre tövbeni bozmus olsan da yine gel!”
    Hz. Mevlâna

Türbe salonunu doguda ve güneyde çevreleyen yüksekçe set üzerinde ise Mevlâna ve babasi Bahaeddin Veled’in soyundan gelme, 10′u hanimlara ait olmak üzere 55 adet mezar ile, Hüsameddin Çelebi, Selâhaddin Zerkûbî ve Seyh Kerimüddin gibi mevlevîlikte makam sahibi olmus 10 kisiye ait toplam 65 mezar bulunmaktadir. Hanimlara ait mezarlarin üzerinde yer alan sandukalara sikke konulmamistir.

Yesil Kubbenin tam altinda Mevlâna’nin ve oglu Sultan Veled’in mezarlari yer almaktadir. Mezarlarin üzerindeki iki bombeli mermer sandukayi 1565 yilinda Kanunî Sultan Süleyman yaptirmistir. Sandukalarin üzerinde yer alan altin sirma tellerle islenilmis Pûsîde ise Sultan Abdülhamid II. tarafindan 1894 yilinda yaptirilmistir.

Halen Mevlâna’nin babasi Bahaeddin Veled’in mezari üzerinde bulunan ve bazi kisilerin “oglu gelince babasi ayaga kalkmis” dedikleri ahsap sanduka ise, bir Selçuklu saheseri olup, 1274 yilinda Mevlâna için yaptirilmistir. Kanunî, Mevlana ve oglu Sultan Veled’in mezarlari üzerine 1565 yilinda yeni bir mermer sanduka yaptirinca, ahsap sanduka buradan kaldirilmis ve sandukasi olmayan Mevlâna’nin babasinin mezarinin üzerine konulmustur.

Semâ-hâne

Semâhâne bölümü, Mescid bölümü ile birlikte XVI. yy. da Kanunî Sultan Süleyman tarafindan yaptirilmistir. Semâhâne’de semâ, 1926 yilinda Dergâh müze oluncaya kadar devam etmistir. Semâhâne’de yer alan naat kürsüsü ve müzisyenlerin oturduklari mutrib hücresi ile erkekler ve hanimlara ait mahfiller orijinal halleri ile korunurken, Semâhâne’nin uygun duvarlarinda tarihi halilar ve yine vitrinler içerisinde madeni ve ahsap eserlerle Mevlevî musiki aletleri sergilenmektedir.

Mescid

Mescide çerag kapisindan girilir. Ayrica mezarlarin bulundugu huzûr- pîr ve Semâhâne bölümlerinden de birer küçük kapi ile geçisler vardir. Bu bölümde müezzin mahfili ve Mesnevîhân kürsüsü orjinal halleriyle muhafaza edilmektedir.

Mescidin güney duvari üzerinde çok degerli hali ve ahsap kapi numuneleri sergilenirken, Mescid içerisine serpistirilen 10 adet vitrinde de çok degerli cilt, hat ve tezhip numuneleri sergilenmektedir.

Hali Kumas Bölümü - Dervis Hücreleri


Mevlâna Dergâhinin ön avlusunun bati ve kuzey yönünü çevreleyen, her birinde birer küçük kubbe ve baca bulunan 17 hücre bulunmaktadir. Bu hücreler Padisah III. Murat tarafindan 1584 yilinda dervislerin ikameti için yaptirilmistir.

Bu hücrelerden giriş kapısının saginda kalan dört hücre, halen gise ve idare binasi olarak kullanilmaktadir. Girisin solunda kalan 13 hücrenin bastan iki tanesi postnisîn ve Mesnevîhân hücresi olarak, orjinal esyalari ile teshir edilmistir.

En sondaki iki hücre ise degerli kitap koleksiyonlarini müzemize hediye eden Rahmetli Abdülbakî Gölpinarli ile Dr. Mehmet Önder’in kitaplarına tahsis edilmiştir. Halen kütüphane olarak hizmet vermektedir.

Diğer 9 hücrenin ara duvarlari kaldirilarak birbirine bagli iki büyük koridor elde edilmiştir. Bu koridorlardan birinde ülkemizin Kula, Gördes, Uşak, Kırşehir gibi yörelerine ait tarihi halilari, diger koridorda ise Konya Iline bagli, Ladik, Karaman, Karapinar, Sille gibi yörelerde dokunmus tarihi halilar sergilenmektedir.

Bu hücrelerin koridora açilan pencere ve kapi bosluklarina yapilan vitrinlerde ise Mevlevî etnografyasina ait pazarci masasi, mütteka, nefîr gibi Dergâhtan müzeye nakledilen tarihi nitelikteki esyalarla, müze koleksiyonunda yer alan son derece degerli Bursa kumaslari sergilenmektedir.

Matbah Bölümü

Matbah müzenin güney bati kösesinde yer alir. 1584 yilinda Sultan III. Murat tarafindan yaptirilmistir. Dergâhin müzeye dönüstürülügü 1926 yilina kadar yemek ihtiyaci burada karsilaniyordu.

1990 yilinda yapilan onarimlardan sonra bu bölümün teshir ve tanzimi mankenler ile yeniden yapilmistir. Matbahin asil islevi olan yemek pisirme ve somat denilen sofrada yemek yeme adabi mankenlerle anlatilmaya çalisilmistir. Matbahin diger islevlerinden olan Nev-ni-yâz denilen Mevlevî aday adayi saka postu üzerinde otururken, Semâ talim çivisi yaninda ise Semâ Dedesi’nin can tabir edilen Mevlevî dervis adayina semâ talim ettirisi anlatilmaya çalisilmistir. http://www.konya.com

Mevlana Müzesi

No responses yet

Şub 27 2008

EREĞLİ MÜZESİ

Published by admin under Konya


 Arkeoloji ve Etnoğrafik eserlerin beraber sergilendiği bir müzedir. Türk İslam Eserleri, Etnografya, Hitit, Frig, Yunan, Roma ve Bizans dönemi eserleri ise Arkeoloji seksiyonlarında teşhir edilmektedir.

No responses yet

Şub 27 2008

KONYA ATATÜRK MÜZESİ

Published by admin under Konya

    Atatürk caddesinde yer alan yapı 1912 yılında yapılmıştır. Bina XX. Yüzyıl ulusal mimari örneklerinden olup 1928 yılında Konyalılar tarafından Atatürk’e bağışlanmıştır. 1954 yılında Müze olarak açılmıştır. Müzenin teşhirinde Atatürk’ün kullandığı elbise ve eşyaları ile Konya’nın kurtuluş savaşındaki yerini anlatan belge, fotoğraf ve gazete küpürleri sergilenmektedir.

No responses yet

Şub 27 2008

KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ÖZEL KOYUNOĞLU MÜZE VE KÜTÜPHANESİ

Published by admin under Konya

 Konya’nın köklü ailelerinden A.R. İzzet KOYUNOĞLU, Topraklık mahallesindeki evinde yıllarca toplamış olduğu tarihi eserlere özel bir müze ve kitaplık kurmuştur. Daha sonra kurmuş olduğu müze ve kitaplığı Konya Belediyesi’ne bağışlanmıştır. Konya Belediyesi’nce modern müzecilik anlayışının her türlü ihtiyacına cevap verecek şekilde yaptırılarak bugünkü durumuna getirilmiştir. Müzede arkeolojik eserler ile etnografik eserler sergilenmektedir. Müze bahçesinde bulunan İzzet Koyunoğlu’na ait ev restore edilerek tipik Konya evi örneği olarak ziyarete açılmıştır. Binada eski ve yeni sivil mimari arzı bir arada bulunmaktadır. Müze yazma, basma eserler bakımından çok zengindir.

No responses yet

Şub 25 2008

KONYA İNCE MİNARE MEDRESE (Taş ve Ahşap Eserler Müzesi)

Published by admin under Konya


 Selçuklu Vzeiri sahip Ata Fahreddin Ali tarafından hadis ilmi okutulmak üzere (Hicri 663) 1254 yılında yaptırılmıştır. Mimarı Abdullah oğlu Kelük’tür Selçuklu taş işçiliği Şaheserlerinden olan taç kapısı üzerinde kabartmalı geometrik ve bitkisel bezemelerle birlikte Selçuklu sülüsüyle yazılmışı “Yasin ve Fetih” sureleri vardır.Binanın iç mekanları avlu, eyvan, dershane, ve öğrenci hücrelerinden oluşur.Minare kaidesi kesme taşla kaplı tuğla malzeme kullanılarak yapılmış ve ön cephede akant yaprağı ile bezelidir. Yarı piramit formlu üçgenle ve oniki köşeli, gövde köşeleri turkuaz mavi sırlır tuğladan yapılmış çift şerefelidir. 1901 ‘de yıldırım düşmesiyle birinci şerefeye kadar yıkılmıştır. 1956 yılında müze olarak açılmış olup Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemine ait taş ve ahşap eserler teşhir edilmektedir.
İnce Minare

İnce Minare

No responses yet

Next »