Archive for the 'Ağrı' Category

Şub 07 2008

Beyazıt Eski Camii

Published by admin under Ağrı

 
 Beyazıt Kalesinin güney eteğinde I. Selam tarafından yaptırıldığı kabul edilen camiidir. Camiinin yer aldığı vadi yamacı düzeltilerek duvar örülmek suretiyle düz bir teras oluşturulmuş ve üzerinde bu camii inşa edilmiştir. Kesme taştan yapılan camii, 15,20 - 15,20 m boyutlarında, kare planlı ve tek kubbelidir. Kubbe 11,50 m. çapındadır. Sonradan yıkılan beş gözlü son cemaat yeri ile bir mimarisi vardır. Yapıda kahverengi, tuğla kırmızısı, sarı ve kirli beyaz renkte taşlar, karışık bir biçimde kullanılmıştır. Camiinin giriş kapısı, beden duvarları, mihrabı, son cemaat yeri, mihrabiyeleri , duvar payeleri, kubbeye geçiş sistemleri, duvarlardaki kemerler, pencereler ve minare sade bir yapıya sahiptir.
 
 Camiinin kaç kapısının alınlık kısmındaki mermer kitabe kazınmış durumdadır ve sonradan yazıldığı tahmin edilmektedir.

No responses yet

Şub 07 2008

Nuh’un Gemisinin izi

Published by admin under Ağrı


 11 Eylül 1959 günü harita yüzbaşısı ihsan Durupınar, Doğu bölgesinin havadan çekilmiş fotometrik haritalarını tetkik ederken farkına vardığı bir şekil, bütün dünyayı ilgilendirdi. Bunun Nuh un gemisi olma ihtimali vardı. Bu tarihten sonra Ağrı Dağı ve Telçeker köyü üstündeki heyelan bölgesinde gemi aramaları hızlandı.
 
 
 Heyelan bölgesi, Ağrı dağının tam güney karşısında, Doğubeyazıt-Gürbulak yolunun güneyinde, Telçeker ve üzengili köylerinin yamaçlarındadır. Burada gemi biçimli bir şekil vardır ki, harita yüzbaşısının üzerinde durduğu toprak şekil budur. ilk bakışta gerçekten gemiye benzeyen bu yapının heyelanın etkisiyle mi, yoksa Nuh un gemisinin karaya oturduğu yer mi olduğu henüz tartışma konusudur. şekil Nuh un gemisi olması kadar ilginç olmakla beraber, doğal anıt niteliğindedir. Yerkabuğunun bir oyunu sonucunda oluşsa dahi, şekil, yerbilimleri açısından da ilginçtir.
 
 Kültür ve Turizm Bakanlığı, gemi kütlesinin korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı özelliğiyle 3657 sayılı kararı ile 1987 de burayı doğal sit alanı ve açık hava müzesi olarak koruma altına almıştır.
 
 Nuh un Gemisinin Fiziksel özellikleri
 -Gemi Kütlesi, sürekli heyelan olan ve akıntının bütün şiddetiyle devam ettiği yamaçta olduğu halde, yerinde sabit kalmış, şekil bozulmamıştır.
 -Kütlenin biçimi, insanoğlunun yaptığı ilk gemilere benzerlik göstermektedir. Baş tarafı çok dar, orta genişçe, arka kısmı ortaya göre daralmış haldedir.
 -Boyut olarak 165m. -50m. -13 m. ölçüsündedir. (Bu rakamlar, kutsal kitaplarda belirtilen ölçülere uymaktadır.)
 -çevresini oluşturan toprak malzemeye kıyasla; gemi kütlesinin malzemesi kuvvetli bir fiziksel mukavemete sahiptir.
 -Gemi içinde ve yüzeyinde üç ayrı seviyede dizilmiş, eşit aralıklarla dağılmış ve fiziksel farklılıklar gösteren bölümler vardır.
 -Geminin muhtelif yerlerinde gemi direklerini andıran simetrik boşluk ve tümsekler mevcuttur.
 
 Nuh un Gemisi
 Nuh un Peygamberliği zamanında insanların doğru yoldan sapıp işledikleri sayısız kötülükleri yüzünden Allah, yakında bir tufanın olacağını daha önceden Peygamberine bildirmişti. Hz. Nuh, önce gemisini yapmak için gerekli ağaçları yetiştirdi. Diktiği çınar ağaçlarının yetiştiği kırk yıl içinde yeryüzünde hiç çocuk doğmadı. Ağaçlar büyüyüp gemi yapımına elverişli duruma gelince Allah, Nuh Peygambere geminin ön ve arkasını horoz, altının kuş biçiminde ve üç katlı olarak yapılmasını buyurdu. Hz. Nuh Allah ın emrettiği biçimde gemiyi yaptı. Gemi 80 arşın boyunda, 50 arşın eninde ve 30 arşın yüksekliğindeydi. Geminin parçaları birbirine çiviyle çakıldı. içi -dışı ziftle sıvandı. Allah, bu işte kullanılmak üzere özel olarak yerden zift fışkırttı.
 
 Tevrat ta ve Kuran da küçük değişikliklerle anlatılan Nuh tufanı, edebiyatta, ilahiyatta ve mitolojide uzun yorumlara ve eserlere konu olmuştur.
 
 Nuh Peygamber gemisini yaptıktan sonra, yeryüzünde canlıların yeniden çoğalmasını sağlamak sağlamak için her türlü yaratıktan dişi ve erkek olmak üzere birer çift alarak sulara açıldı. Kısa sürede yağan yağmurlarla yeryüzü su ile kaplandı. Bütün canlılar ve Nuh a inanmayanlar suda boğularak yok oldu. Yalnız gemidekiler Allah ın izniyle kurtuldu.

http://www.diyadinnet.com

No responses yet

Şub 07 2008

İshakpaşa Sarayı

Published by admin under Ağrı

 Doğubeyazıt’ ın 7 km. güney doğusunda, Eski Beyazıt’a ve ovaya hakim yüksek bir tepenin üzerine kurulmuş, pek çok bölümleri olan komple bir saraydır. Birinci Dünya harbine kadar Beyazıt Sancağı bu saraydan yönetildi.

Sarayın yapımı 1685 yılında Çıldır Atabeklerinden Çolak Abdi Paşa tarafından başlanılmış, aynı soydan gelen Küçük İshak Paşa zamanında 1784’ te (99 yılda) tamamlanmıştır. Mimarı, Ahıskalı ustalardır.

 

Saray 115X50 m. boyutlarında, tesviye edilmiş, Karaburun tepesi üzerine terası, iki avlu ile bu avluları çevreleyen çeşitli yapı topluluğundan meydana gelmektedir. Doğu-Batı yönünde yaklaşık 7.600 m. karelik bir alan üzerine oturtulmuştur. Bazı kısımları tek, bazı kısımları iki, bodrum dahil bazı kısımları üç katlı olarak yapılmıştır. Bir saray için gerekli tüm bölümler (harem, harem odaları, aşevi, hamam,  toplantı salonları, eğlence yerleri, mahkeme salonu, camii, çeşitli hizmet odaları, oturma odaları, uşak ve seyis odaları, muhafız koğuşları, cezaevi, erzak depoları, cephanelik, tavlalar, bodrum katlarında çeşitli hizmet odaları vb.) vardır. Her odada  ocak,  dolap  yerleri  vb.  görülmektedir. Sarayın girişi, savunması en zor olan doğu cephesindedir. Anıtsal taçkapı, avlulara çıkan diğer kapılar gibi, kabartma, süsleme ve zengin bitki motifleriyle Selçuklu sanatının özelliklerini taşır. Saray, tarih ve sanat tarihi yönünden essiz  bir  değere  sahiptir.   Bu  bey  kalesi,   Avrupa’ daki  şato  tipi  yapıların   ülkemizde rastlanmayan en iyi örneğidir.

Sarayın cami dışındaki bölümlerin çoğu yıkılmış, harap olmuş, tavanları sökülmüştür. Son yıllarda biraz onarılmış, restore edilmiştir. Camii, saray kompleksinin en sağlam kalan yeridir. Her halde burası, dini bir korkuyla tahrip edilmemiştir. Tek kubbeli camii, iki ayrı renk taşla örülmüş minaresiyle saraya ilginç bir görünüm kazandırmaktadır. Camiinin kıble duvarının dışındaki türbe geometrik ve bitkisel motiflerle süslenmiş olup, muhtemel Abdi Çolak Paşa ile İshak Paşa ve yakınları için yapılmıştır.

Sarayın(Selamlık) kuzey cephesinde dışa sarkan dört ahşap konsolda üstte kanatlı ejder, onun altında aslan, en altta insan figürleri yer almaktadır ki, çok ilginç ve sanatkaranedir.

Sarayda klasik Osmanlı mimarisinden farklı üslup ve benzeme şekilleri dikkati çeker. Türk saray  geleneği  ve  mimarisinin  ana  prensiplerine  uyulmuştur. Yapı birkaç aşamalıdır ve güzellikle azameti yansıtır. Saray iştihamı, yaptıran paşanın çevreye ve Merkezi Devlet’e karşı gücünü göstermek istediği anlaşılmaktadır.

Taş duvarların içinde görülen boşluktur, sarayın kalorifer tesisatı andıran merkezi ısıtma sistemiyle ısıtıldığını göstermektedir.

Yapımı bir çok efsane ve hikayeye konu olan İshak paşa sarayı; Osmanlı döneminde Ağrı’ da yapılan en büyük ve en önemli mimari  eserdir. İshak Paşa Sarayı, geleneksel Türk mimari karakterinde ve Selçuklu mimarisi biçiminde bir yapıdır. Bu yapılar topluluğunda Osmanlı ve Selçuklu   mimarisinin  öğeleri  yanında,   Avrupa  sanatının  Barok üslubunun etkileri de görülmektedir. Zamanın en modern ve ileri anlayışı ile yapılmış olup, genel hatlarıyla Türk kültürünün özelliklerini taşır.

Bir Osmanlı Dönemi Yapısı İshak Paşa Sarayı

Görkemli özel mimarı yapısı, anıtsal taç kapıları, haremi, salamlığı, cami ve yüzlerce odası ile görülmeye değer bir şah eserdir…

Sanki  bir  saray  değil, tüm  heybetiyle  canlı bir tarih, her tarafı sır dolu bir efsanedir. Onu anlamak için yakından görmek, gezmek gerekir…

Bu görkemli yapının mimarı meçhuldür, onun için halk, sarayın yapımı ve tarihi hakkında bir çok efsane anlatır. Sarayı gezerken, masal dünyasının saraylarını görmüş gibi hayal güçleriniz harekete geçer, güzellikler karşısında efsanelerde anlatılanlar bir bir gözlerinizin önünde canlanır…

Bir kartal yuvasını andıran ve çevresiyle ahenk oluşturan bu muazzam yapıya hayran kalmamak elde değil…

 

2002 yılında 10.000 civarında ziyaretçinin uğradığı değerlendirilmektedir. 

Günümüze kadar saray ile ilgili en kapsamlı araştırma Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi kurucu dekanı Profesör Doktor Yüksel BİNGÖL tarafından yapılmıştır. Kendisine Prof.Dr. Fahrettin KIRZOĞLU, Prof.Dr.Nihat BOYDAŞ, Prof.Dr.Havva Işık İŞKAN ve Yrd.Doç.Himmet GÜMRAH destek sunmuştur. Bu araştırma Osmanlı İmparatorluğunun 700. Kuruluş Yıldönümüne atfen 1999 yılında Kültür Bakanlığının himayesiyle yayımlanmıştır. (www.ajansturk.com.tr)

Doğubeyazıt’ın en önemli ve ilgi çeken tarihi eseri, İshak Paşa Sarayıdır. Saray, Eski Beyazıt’ın doğusunda eski bir tepe üzerine yapılmış, ishak Paşa ve oğlu Mehmet Paşa zamanında 1784 yılında tamamlanmıştır. her şeyi ile bir bütünlük oluşturan Saray; camii,divan odaları, bodrum ve türbesi ile 366 odalıdır. önceki yüzyılların ve cağının sanat anlayışları yapıya yansıtılmıştır. Taş duvarlardaki boşluklar, sarayın kalorifere benzer bir sistemle ısıtıldığını göstermektedir.

İshak Paşa Sarayı’nın kuzey doğusundaki kayalıklar üzerinde yükselen Beyazıt kalesi ve yakınındaki Behlül Paşa’nın eseri Camii de tarihi değeri olan yapılardır.

No responses yet

Şub 07 2008

Ağrı Dağının Ayırıcı Nitelikleri

Published by admin under Ağrı

 
 
 Türk ve dünya kültüründe Ağrı Dağının özel bir yeri vardır. Gerek yurdumuz, gerekse Yakındoğu kültürlerinde Ağrı Dağı ile ilgili pek çok efsane geliştirilmiştir. Ermenilerin burayı kendi ülkelerinin merkezi olduğunu iddia etmeleri, Yahudi kutsal metinlerinde ve Hıristiyanlıktaki Nuh un gemisinin bu dağa indiği inancı, Ağrı Dağının hem siyasi hem dini yönden önemini artırmaktadır. Böyle olduğu için araştırmalara çok konu olmuştur. Ağrı Dağına dağ sporu yapmanın yanında , Nuh un gemisini bulmak içinde çıkılır.
 
 Dağa çıkış izinle olmaktadır. Yaz ve kış çıkışları olmak üzere yılda iki defa çıkış yapılır. Yaz çıkışları temmuz, ağustos ve eylül, kış çıkışları ise ocak ve şubat aylarında olmaktadır.
 
 Büyük Ağrı Dağının 4000m. yukarısında her zaman kar bulunur. Takke biçiminde doruğu örten karın bir kısmı buzuldur. Genişliği 12 km kare ye vara bu buzul, aynı zamanda Türkiye de mevcut az sayıdaki buzullar arasında en büyük olanıdır.
 
 Ağrı dağında ilkbahar ve yaz mevsimlerinde karlar eridikçe binlerce çiçek açar. Ancak çeşidi ve rengi çok olan bu çiçekler kokusuzdur.
 
 Ağrı dağının yamaçlarında su kaynağı bulunmaz. Yukarılardan akıp gelen kar ve yağmur suları vardır ki, bunlar fazla aşağılara inmez. çok yağış almasına rağmen, çatlaklar ve andezit yapı suyu hemen emer. Sıcak yaz günlerinde, bilhassa dağın güney yamacı bir çöl gibi olur. Sadece dağın eteğindeki (dip kısmı) köylerde kaynak ve sazlık suları vardır.
 
 Ağrı dağının eteklerinde, özellikle güney doğu eteğindeki inek vadisi denilen yerde her biri yüzlerce hayvan alabilecek genişlikte birçok mağara oluşmuştur. Bu mağaralar, hayvan yetiştirenlerce barınak olarak kullanmaktadırlar.

No responses yet

Şub 07 2008

Ağrı Dağı

Published by admin under Ağrı

 
 Büyük ve Küçük Ağrı Dağı olmak üzere iki koni şeklindedir. Her ikisi de sönmüş volkanik dağdır. Büyük Ağrı Dağı 5165 m. Küçük Ağrı Dağ ise 3896m. yüksekliktedir. Ortak bir taban üzerinde yükselen bu iki koniyi 2687 m. yükseklikteki Serdarbulak belli birbirinden ayırtmaktadır. Her iki dağın çevre uzunluğu 128 km. olup, 1188 km karelik bir taban üzerinde yükselmektedir. il topraklarının yaklaşık % 10 nu kaplar. Dağın yarısına yakın kısmı Iğdır ili sınırları içinde kalmaktadır.
 
 
 Ağrı dağı, üzerine Nuh un gemisinin indiği iddia edilen ve Türkiye nin en yüksek volkanik dağıdır. Bu sebeple çok ilgi çeker. Dağ, sıradağ üzerinde görülen bir kabartı olmayıp, küçük tepeler meydana getirmeden aniden yeryüzünden göğe doğru yükseldiğinden muhteşem bir görünüşe sahiptir. insanın karşısında heybetle durması ona doğal bir güzellik kazandırmış, bu tabiat harikasını doyulmaz manzara yapmıştır.
 
 çok uzaklardan görünüp dimdik yükselen Ağrı, gerçekten seyretmeye değer. Yüzyıllardır gezginlerin, bilginlerin, kişi ve kavimlerin dikkatinden kaçmayan bu dağ, yurdumuzda ve dünyada araştırmaya, sinema şiire, türkülere, hikayelere, efsaneye ve mitolojiye en çok konu olan dağdır.
 
 Kuran da adı geçen Nuh Tufanı, nedense Türk ve Müslümanlardan çok, Hıristiyan Batı dünyasını ilgilendirmiştir. Geçen yüzyıldan beri Batılıların dikkati Ağrı üzerinde toplanmıştır.
 Nuh un gemisinin burada olduğu inancı yaygın olduğundan, geminin enkazını bulmak için devamlı araştırmalar yapılır.
 
 Ağrı Dağı, yazın daha güzel görünür. Yerli yabancı dağcılar buraya çıkmak için can atarlar. Ağrı Dağına çıkıldıkça, ufuk genişler; tepesinden bakınca, yüzlerce kilometre uzaktaki dağlar, çevredeki ovalar, akarsular, göller, insanın gözleri önüne serilir. Dağın eteğindeki köyler, şehirler benek benek lekeler gibi görünür.
 
 Doğubeyazıt a 15 km., Ağrı ya 115 km. uzakta olan Ağrı Dağı, yazın yayla, kışın kışlak olarak kullanılır. Eteklerinde yaban keçisi, geyik, ayı, domuz, kurt, tilki, sansar, samur, tavşan, keklik ve sayısız av kuşları bulunur. Avcı ve av sporunu sevenler için Ağrı Dağı her mevsimde bol av hayvanı olan yerdir. Dağın güney eteğindeki sazlık ta avcılığa müsaittir. Dağ turizmi yönünden Ağrı büyük bir potansiyele sahiptir.
 

No responses yet

« Prev - Next »