Archive for the 'Afyon' Category

Şub 07 2008

Şuhut

Published by admin under Afyon

  İç Ege Bölgesinin en doğusunda yer alan Şuhut’un il merkezine uzaklığı 29 km.’dir. Şuhut 1946 yılında ilçe olmuştur. İlçenin tarihinin Neolitik Çağ’a kadar uzandığı, Şuhut Hisar, Karaadilli, Kepirtepe Höyüğü’nün bu çağa ait eserler olduğu tahmin edilmektedir. Hititler döneminde ise Afyon ve Kütahya illerinde hüküm süren Mira Krallığı’na bağlı bir prenslik olan Kuvalya’nın başkentinin Şuhut olduğu bilinmektedir. Türk egemenliğindeki Şuhut 1150 yıllarında Orta Asya’nın güneyinden göç eden Akanboyu Türklerince kurulmuştur.İlçenin yüzölçümü 983 km2, nüfusu ise 63.137’dir. İlçe ekonomisinin temel taşını tarım ve hayvancılık sektörü oluşturmaktadır. İlçemizde genellikle buğday, arpa, nohut, patates, şekerpancarı, ayçiçeği, haşhaş, vişne yetiştirilmektedir. Merkez ilçe ve köylerinde çok sayıda besihane bulunmaktadır. Besihanelerin çoğunluğunda dana besiciliği yapılmaktadır. Ayrıca ilçede çok sayıda tavuk kümesi mevcut olup, yumurta tavukçuluğu yapılmaktadır. Hisar tepesi (Synnada Höyüğü), Bininler Kaya Mezarları ve Asmakaya Kalesi eski yerleşim yerleri olup, Kayabelen göleti ve Selevir baraj gölü mesirelik ve dinlenme yerleridir.Bininler: Şuhut Senir Köyüne 5 km uzaklıkta birbirine bağlantılı odalardan oluşan Bizans kaya yerleşimidir. Günümüzde ise yayla barıunağı olarak kullanılmaktadır. Kayalar üzerinde yer yer mezar odaları ve kaya mezarlar ile eteklerde Bizans dönemi ören yeri bulunmaktadır.

No responses yet

Şub 07 2008

Sincanlı

Published by admin under Afyon

 Afyon-Uşak-İzmir karayolu üzerinde, il merkezine 33 km uzaklıktadır. Kendi adını taşıyan ovasında doğu-batı ve kuzey-güney uzantılı, günümüzde de izleri görülen antik yolların kavşağında kurulmuştur. İlçe zaman içerisinde Hititler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlıların egemenliğine girmiş olup XI: yüzyıla kadar Bizans egemenliği altında kalan yöremiz, XII: yüzyılda Türklerin eline geçmiştir. Sincanlı, Cumhuriyetten sonra 1934 yılına kadar köy olarak kalmış, bu tarihten itibaren nahiye merkezi olmuştur. 01.01.1948 yılnda belediye teşkilatı kurulmuş, 1953 yılında ilçe merkezi haline gelmiştir. İlçenin yüzölçümü 845 km2, nüfusu ise 57.936’dır. İlçe ekonomisinin temeli tarımdır. Yetiştirilen başlıca ürünler ise haşhaş, buğday, arpa, pancar, patates, ayçiçeği, elma ve vişnedir. İlçenin ova kesiminde büyükbaş hayvan besiciliği yanında, kültür ırkı süt inekciliğide gelişme safhasındadır. Küçükbaş hayvancılık ise daha ziyade dağlık kesimde yapılmakta olup, koyun ve keçi yetiştirilmektedir. İlçede Tazlar Köyü orman içi piknik alanı, Başkomutan Milli Parkı, Büyük Taarruz Şehitliği, Çiğiltepe Albay Reşat Anıtı, Yıldırım Kemal Şehitliği, Sinanpaşa ve Kureşbaba(Boyalı) Külliyeleri, Otuziki inler, Çoban su uçtuğu, Kırka göleti, Serban göleti gezilip görülecek yerlerdir.http://www.kultur.gov.tr

No responses yet

Şub 07 2008

Sandıklı

Published by admin under Afyon

 AKDAĞ’IN GÜZELLİKLERİİlçemizin güneydoğusunu kaplayan Akdağ, yaylası, ormanları, barındırdığı yabani hayvanları, mağarası ve kanyonuyla bir tabiat harikası olarak karşımıza çıkıyor. Zirvesi 2500 metre yükseklikte olan Akdağ, Orman Bakanlığının 29.06.2000 tarih ve MPG.MP.1.23. 03/270 sayılı Olurlarıyla “Tabiat Parkı” olarak tescil edilmiştir.

Akdağ’da bulunan Kocayayla, Kurtini mağarası, Tokalı Kanyonu ve yabani Yılkı Atları, geyikleri, yaban domuzları, kurtları ve diğer canlı türleriyle beraber görülmeye ve gezilmeye değer yerlerdir. Akdağ; sporu, heyecanı, macerayı ve doğayı sevenler için bulunması güç bir ortamdır.

AKDAĞ’A NASIL GİDİLİR?

Kocayayla ve Akdağ civarı Sandıklı ilçemize 35 km. mesafededir. Akdağ, Ankara-Antalya yolunun sağında kalan Hocalar ilçesi yoluyla 20. kilometredeki Sorkun kasabasına kadar asfalt yol ile ulaşımı kolay ender yerlerden biridir. Sorkun’dan itibaren stabilize orman yoluyla, meşe ormanlarıyla başlayan ve yükseldikçe çam ağaçlarının yoğunlaştığı virajlı yollardan 3 km sonra Çamoğlu köyünden geçilerek 1.600 m. yükseklikteki Kocayayla’ya ulaşılmaktadır. Sorkun-Kocayayla arası mesafe 13 km.dir. Kocayayla’dan Kurtini mağarasının bulunduğu yer olan Bökenin Yurdu 6 km sonra yer alıyor. Aynı bölgede Menteş (Oktur) mağarası da bulunmaktadır. Akdağ Tokalı Kanyonu ise Kocayayla’dan yaklaşık 9 km.lik bir yolculuktan sonra başlıyor.

KOCAYAYLA VE YILKI ATLARI

Sorkun’un çıkışında meşe ağaçlarıyla birlikte orman başlıyor. Orman Çamoğlu köyüne ulaşınca çam ağaçlarına bürünüyor. 13 km.lik orman yoluyla 1600 m. yükseklikteki Kocayayla’ya ulaşılıyor. Kocayayla, Karadeniz’in yaylalarını aratmayacak güzellikte. Kocayayla’daki düzlükte göze ilk çarpan Yılkı atları oluyor.

Bir zamanlar yöre halkının yaşlanan ve hizmetini tamamlayan ve dağa salınan atlar birbirleri ile çiftleşerek üremişler ve yabanileşmişler. Yılkı atları, 10-12 attan oluşan öğrekler (gruplar) halinde dolaşıyorlar. Her öğreğin bir lider atı var. Kocayayla’da yüzlerce Yılkı atı yaşıyor. Öğrekler halinde yaşıyorlar çünkü kışın zor şartlarında kendilerine saldırmak isteyen kurtlarla bu şekilde mücadele ediyorlar. Kışın yiyecek bulmak zor. Karın boyu metrelerce olabiliyor. Onlar burunlarıyla karı delerek altındaki ota ulaşıyorlar. Onların sığınakları çam ağaçlarından oluşan orman. Kışın kar yağdığında ağaçların altına sığınarak yaşamlarını sürdürüyorlar.

Kocayayla’daki yılkı atlarına 50 metre bile yaklaşmak mümkün değil. Biraz yaklaşmaya çalışıldığı zaman ürküyor ve gruplar halinde dört nala koşuyorlar. Ancak yılkı atları uzaktan seyredilebiliyorlar. Onları, Sorkun’dan yakalamak isteyenler olmuş ama nafile. Onlar özgür kalmaktan ve vahşi yaşamdan uzaklaşmaktan ödün vermiyorlar. Bu arada da halk arasında yılkı atları üzerine pek çok hikaye söylene gelmiş.

Kocayayla’da köylülerin yaz aylarında bıraktıkları sığır sürüleri, orman içinde gruplar halinde dolaşan geyik sürüleri göze çarpan canlılardan. Akdağ ve Kocayayla civarında çoğunluğu çam ağaçları, meşe, ardıç, orman kavağı, alıç, kızılcık, ceviz, kuşburnu gibi ağaçlar yer almaktadır. Yaban hayatı olarak geyik, yılkı atları, yaban domuzu, kurt, tilki, sansar, porsuk, sincap, tavşan gibi hayvanların yanında kartal, şahin, keklik gibi kuşlar da bulunmaktadır. Kocayayla civarında bol miktarda bulunan su kaynakları ve yemyeşil çimenler gözaşıcı güzelliktedir.

 

AKDAĞ TOKALI KANYONU

Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu derin, darboğaza kanyon deniyor. Akdağ kanyonu bütün olarak 20 km.lik alana uzanıyor. 1600 m. rakımlı kanyon Çivril’in Gümüşsu (Homa) beldesinin 900 m. Rakımlı yerleşiminde sona ermektedir. Kanyonun 1200 metre uzunluğundaki kısmı bıçakla kesilmişçesine yüksekliği yer yer 200 m.yi bulan kaya kütlelerinden oluşuyor. En geniş yeri 4 metre en dar yeri ise 1,5 metre aralıktaki bu kayaların arasından akan derenin oluşturduğu Akdağ kanyonu ancak 7-8 saatte geçilebiliyor.

Akdağ’ın Sandıklı-Çivril sınırında yer alan kanyona Kocayayla’dan giriliyor ve Gümüşsu beldesinden çıkılıyor. Yöre halkı kanyonu “geçilemez” bildiği için geçmeye pek yanaşmamışlar. Onlara göre buradan hayvan bile geçemez. Tabii durum böyle olunca halk arasında şu rivayet söylenir olmuş. “Kanyonun en dar ve geçit vermez yerinde altın tokalı bir kapının ardında Romalılar döneminde altın saklanıyormuş. Altının miktarı kimine göre 30, kimine göre ise 40 ton. Ama tepeden otomobil büyüklüğünde bir kaya düşüp, alın tokalı kapıyı kapatmış. Kimse kanyona giremediği için definenin varlığı ya da yokluğu konusunda kimse bir şey söyleyemezken, altının miktarı her geçen gün artıyormuş.” İşte geçilemez bilinen bu kanyon 7 Kasım 1993′de 10 kişilik bir ekip tarafından ilk kez geçilmiş. Ondan sonra ise Turizm Bakanlığı yetkilileri kanyondan geçirilmişler ve kanyonun turizme açılması gündeme gelmiş.

Kocayayla çevresinden kaynaklanan sular bir araya gelerek Akçay’ı, Akdağ’ın Çivril yamaçlarındaki kaynaklardan gelen sular Karanlıkdere’yi oluşturmaktadır. Bu iki derenin birleştiği noktadan itibaren kanyon başlamak üzere. Bir vadide ilerleyen dere takip edilerek keyifli bir yürüyüşle kanyonun girişine ulaşılıyor. Kanyon girişine yaklaştıkça sarplaşan kayalar ve kartal yuvaları insanları bir bambaşka aleme götürüyor. Göbet adı verilen ve küçük bir gölcükten itibaren kayalar arasındaki dere yatağının en geniş yeri 4 metre civarında. Buna karşılık yan taraflarda bıçakla kesilmiş gibi yükselen 200 metreyi bulan yükseltileri manzaranın vahşiliğini anlatmak için yeterli. Bu bölgeden itibaren güneşi görmek derenin çizdiği mendereslere bağlı. Kanyonun kimi yerinde yürünür kimi yerinde tırmanılır. Bazen de 1,5 metreyi geçen serin sulardan yüzülerek geçilir. Kanyonun 1,5 metre genişliğindeki en dar yerinde gökyüzü görülmez olur. Çünkü 25 metre yükseklikte büyük bir kaya kütlesi yukarıdan düşerek kanyon arasına sıkışıp kalmıştır. En zor iş ise 25 metre yükseklikte yer alan bu kayanın altından yüzerek geçmektir. Bu dar geçitten sonra kayaların yükselişi yavaş yavaş azalır ve sonunda geniş vadilere dönüşerek Çivril ovasına ulaşılır. Dere yatağından yamaçlara tırmanıldığında ise Işıklı Gölü ve Gümüşsu kasabası görülür. Ve kanyon çıkışından sonra 2 saatlik bir yürüyüşle Gümüşsu’ya varılıyor.

AKDAĞ’IN TARİHİ YAPISI:

Akdağ, Romalılar döneminde yerleşim birimi olarak kullanılmıştır. Karakaya’da temel kalıntıları, lahit şeklindeki mezarlar ve buralardan çıkarılan paralar, Saraç’ta sur kalıntısı, Küfü’de kuyu, seren, zincir ve kova resmi olan taş anıt Roma döneminden izler taşımaktadır. Ayrıca bu gizemli bölgedeki yel ve su değirmenleri sizleri hayal alemine taşıyacaktır.

Şimdi, şehirden uzak bu tabiat ortamı sizleri bekliyor…

Kaynaklar:
1-Sandıklı Termal Gazetesi (Ağustos-1995)
2-Afyon’un Gizli Kalmış Doğa Harikaları (İbrahim Yüksel)

YUNUS EMRE

Türkiye’nin pek çok yerinde Yunus Emre’nin mezarı olduğu iddia edilen pek çok mezar ve türbe vardır. Ancak Yunus Emre’nin kabri Sandıklı ilçemizde eski ismi Çayköy olan Yunus Emre mahallesindedir. Burada Yunus Emre’ye ve hocası yani şeyhi Tapduk Emre’ye ait mezar iki dere arasında yer almaktadır. Zaten Yunus emre’nin kabrinin şeyhi tabduk Emre’nin kabri yakınında olması O’nun vasiyeti üzerine gerçekleşmiştir. “Ko beni yatayım, Şeyh eşiğinde, dönmesin şeyhimden yana döneyim.” diyen Yunus buna işaret etmektedir.

Bazı belgeler, Yunus Emre’nin asıl mezarının Karaman veya Sarıköy’de olduğuna işaret etmektedir. Nitekim, 1970′li yılların başında Sarıköy’deki mezarın Yunus’a ait olduğuna kesin gözüyle bakılarak bu köye Yunus Emre adı verildi ve oradaki bir bahçe içine anıt dikildi. 1980′li yıllarda ise, 1350′de yapılmış olan Karaman’daki Yunus Emre Camii’nin yanındaki mezarın onun gerçek mezarı olduğu iddia edildi.

No responses yet

Şub 07 2008

Kızılören -Afyon

Published by admin under Afyon

 Afyon-Antalya karayoluna 3 km.lik bir mesafede kurulmuş olan ilçe, il merkezine 87 km. uzaklıktadır. 1990 yılında ilçe olmuştur. İlçe nüfusu: 4126, yüzölçümü ise 337 km2’dir. İlçenin ismi eskiden Kızılviran olarak geçmekte olup, daha sonra şu anki ismi olan Kızılören adını almıştır. Tarım ve hayvancılık başlıca geçim kaynağıdır. Çoğunlukla tahıl (arpa, buğday)ekimi yapılmaktadır. İlçe merkezinde bulunan Ulu cami ve korumaya alınan Çınar ağacı ve şehir merkezindeki tarihi evler görülmeye değer yerlerdir.

No responses yet

Şub 07 2008

Hüdai Kaplıcaları

Published by admin under Afyon

 KAPLICANIN ÖZELLİKLERİ:İklimi : Termal merkezdeki iklim koşulları karasal iklim ile Akdeniz iklimi arasındaki özellikleri göstermektedir. Yıllık ortalama sıcaklık 13.2 °C, en yüksek sıcaklık 39.6 °C ve en düşük sıcaklık ise -16.7 °C ‘dir. Kışları soğuk ve kar yağışlı, bahar mevsimlerinde ılık ve yağmurlu, yazları ise sıcak ve yağışsızdır.
 

Termal Suyun Sıcaklığı : Sondaj kuyularından alınan termal suyun ortalama sıcaklığı 70 °C dir.
 Ph Değeri : 6,3 - 6,9
 

Toplam Mineralizasyon : 1952-2458 mg/lt.
 Fiziko-Kimyasal Özellikler : Termal sular “sodyum, kalsiyum sülfat, bikarbonatlı termal sular” sınıfına girmektedir. Bu sular aynı zamanda 4 mg/lt fluorür, 332 mg/lt karbondioksit içermekte olup radyoaktif özelliğe sahiptir.
 

KAPLICANIN FAYDALI OLDUĞU HASTALIKLAR VE TEDAVİ:

Sandıklı Hüdai Kaplıcasını diğer kaplıcalardan ayıran en önemli farkı ünü dünyaya yayılmış olan çamur banyolarıdır. Kaplıcanın şifalı suları, 500 m. devam eden jeolojik bir çatlağın değişik yerlerinden kaynar. Sandıklı şifalı çamurları, özel şekilde hazırlanan toprağın, yaklaşık 68 derecelik şifalı su ile karıştırılması ile elde edilir. Böylece ortalama 45 derece sıcaklıkta bir çamur ortaya çıkar. Bu çamura boylu boyuna girilir. Banyo süresi, kişiden kişiye değişmekle birlikte, normal olarak 10-15 dakikadır. Banyodan sonra vücut kaplıca suyu ile temizlenir. Kadın ve erkek banyoluklar yıl boyunca açıktır.

Sandıklı Kaplıcaları’ndan, su banyosu, çamur banyosu ve buğu (sauna) olarak yararlanılır. Buğu banyoları bölümü, erkek ve kadın banyoluklarından oluşur. Ayrıca kaplıcada yer alan sıcak su içmeleri de insanların hizmetine sunulmuştur.

Kaplıca suyunun aşağıda belirtilen hastalıklara iyi geldiği belirlenmiştir:
      1- Romatizma
      2- Nevralji (Sinir boyunca yayılan iltihaplar)
      3- Nevrit (Sinir ucu iltihapları)
      4- Polinevrit (Birden fazla sinirin iltihapları)
      5- Tendinit (Tenden iltihabı)
      6- Periartrit (Eklem zarı iltihabı)
      7- Artroz (Eklem kireçlenmeleri)
      8- Romatoit Artrit (ateşli romatizma hastalıkları)
      9- Selülit(Yumuşak doku romatizması)
     10- Siyatik (Siyatik sinirinin sıkışması)
     11- Spondilit (Omurganın kireçlenmesi)
     12- Mialji (Kas ağrıları)
     13- Kadın hastalıkları (Kronik dönemlerde)
     14- Polio Sekeli (Çocuk felci sekeli)
     15- Hemipleji (Vücudun bir yerinin felci)
     16- Parapleji (Her iki alt ekstremitenin ‘her iki alt bacağın’ felci)
     17- Kırık çıkık sekelleri, kazalardan ve ameliyatlardan kalan sekeller
     18- Ruhi yorgunluklar, dimağ yorgunluğu
     19- Bağırsak hastalıkları
     20- Böbreklerde taş ve kumların düşürülmesi.
 

Sandıklı kaplıcalarında yapılan tedavi doktor kontrolünde olmaktadır. Kaplıcadaki otelde, doktor ve sağlık personeli hizmet vermektedir.

ÇAMUR BANYOSU NASIL YAPILIR?

Toprak 68 derecelik şifalı su ile karıştırıldığında 40-45 derecelik bir çamur ortaya çıkar. Bu toprak, kaplıca yakınlarından sağlanan çok az kumlu kızıl bir kildir. Çamur banyosu küvetini 30 cm kalınlığında dolduran kil, üzerinede geçirilen sıcak kaplıca suyu ile çamur haline getirilerek ve ayrıca ayakla çiğnenerek banyoya hazır hale getirilir. Sıcak kaplıca suyu çamurun üzerine 3-5 cm. kalınlığında bir süre bekletildikten sonra kesilerek küvetten tamamen akıtılmaktadır. Daha sonra kürekle açılan çamurun içerisine hasta başı dışarıda kalacak şekilde uzanmakta ve üstü çamur ile örtülmektedir. Belirli bir süre (10-15 dakika) çamur içerisinde kalan hasta için günde bir kez bu işlem uygulanmaktadır. Bu çamur banyosunun, her türlü romatizmal hastalıklarda, nevralji, nevrit, polinevrit, kırık, çıkık, çocuk felçlerine ve kadın hastalıklarında faydalı olduğu doktor raporlarıyla onaylanmıştır.
SANDIKLI BELEDİYESİ HÜDAİ KAPLICASI YERLEŞİM BİRİMLERİ:
 

+ İşletme Müdürlüğü
Tel: +90 272 535 73 27 (3 Hat)

+ 2 Yıldızlı Otel ve Kür Merkezi
Tel: +90 272 535 73 20 (7 Hat)

+ 3 Yıldızlı Termal Otel ve Kür Merkezi
Tel: +90 272 535 73 00 (19 Hat)
Fax: +90 272 535 73 19

Türkiye’nin Her Yerinden 444 444 5 nolu telefondan kaplıcaya ulaşabilir, güncel fiyatları öğrenip, rezervasyon yaptırabilirsiniz…
 

KONAKLAMA İMKANLARI

Sandıklı Hüdai Kaplıcaları Sandıklı Belediyesi’nin işletmesinde hizmet vermektedir. Kaplıca, konaklama ve tesisleri bakımından her kesime hizmet verecek kapasiteye sahiptir. Kaplıcada yer alan işletmeler T.C. Sağlık Bakanlığı belgeli olup, tedavi hizmetleri kapsamındadır.

İşletme Müdürlüğüne Bağlı Apart Daireler: Kaplıcada 143 adet banyolu daire mevcuttur. Toplam 600 yatak kapsiteli dairelerde telefon, mutfak buzdolabı, özel termal banyo, oturma grupları ve tv yayın sistemi yer almaktadır.

Banyosuz Daireler: 122 daire olup 400 yatak kapasitelidir.

İşletme Bünyesindeki Termal Tesisler: 2 adet büyük kapalı termal havuz (günlük 1000 kişilik), 9 adet halk tipi saatlik termal banyo, umumi çamur banyoları (günlük 1250 kişilik), tabii saunalar, içmeler.

2 Yıldızlı Termal Otel ve Kür Merkezi: 34 oda 68 yatak kapasitelidir. Odalar otomatik telefon, lobi, 100 kişilik kapalı restaurant, açık çay bahçesi, açık termal havuz, çocuk parkı ve açık otopark ile hizmet vermektedir.

3 Yıldızlı Termal Otel ve Kür Merkezi: 132 oda 264 yatak kapasitelidir. Odalarda termel banyo, tam otomatik telefon, 250 kişilik açık ve kapalı restaurant, lobi, lobi bar, okuma salonu, kuaför, market, turustik eşya reyonu, 100 kişilik konferans salonu, disko, çocuk parkı, açık termal havuz, gezi ve yeşil alan parkurları, masa tenisi, dinlenme mekanları ve açık otopark ile yıl boyunca hizmet vermektedir. Otele tüp geçit ile bağlantılı olan kür merkezi tüm müşterilerinin hizmetine devam etmektedir.

Diğer Tesis ve Hizmetler: Bir kasaba görünümünde olan termal kaplıcada, pazar, 3 adet market, kasap, fırın, kuaför, çay bahçeleri ve dinlenme alanları, retaurant, alışveriş mekanları ve piknik alanları yer almaktadır.

Sandıklı’da Konaklama: Kaplıca, özellikle yaz sezonunda maksimum doluluk oranına ulaştığı için Sandıklı’daki otellerde kalınabilir. Büyük Rama Otel, Hotel Efem, Hotel Tuğrul Palas, Sönmez Otel ve diğer oteller hizmet vermektedir.

SANDIKLI’YA VE KAPLICAYA ULAŞIM:

Sandıklı Hüdai Kaplıcalarına kara ve çevre illerdeki hava yolu ile ulaşım mümkündür. Sandıklı konum olarak İç Ege’de, Akdeniz, Ege ve İç Anadolu bölgelerimizin kesiştiği bir noktada yer alır. Afyon ilinin 60 km güneyinde yer alan Sandıklı’ya yurdumuzun bir çok yerinden ulaşım olanağı vardır.

Sandıklı, yurdumuzun kuzey ve güney bağlantısını sağlayan Ankara-Antalya ve İstanbul-Antalya karayolu üzerinde bulunur. Ayrıca Sandıklı’ya tren yolu ile de ulaşmak mümkündür. Sandıklı’nın 8 km güney-batısında yer alan kaplıcaya, Sandıklı’dan sürekli olarak ( 07:00 - 24:00 saatlari arasında ) belediye otobüsleri çalışmaktadır.

Sandıklı’nın 100 km güneyinde yer alan Isparta’daki Süleyman Demirel Hava Limanından da hava yolu ile Sandıklı’ya ulaşılabilir.

http://www.sandikli.com

No responses yet

« Prev - Next »